Home

Kendi şirketimi kurup, herkesin tabiriyle patron olmadan önce benim de 18 yıllık bir çalışan deneyimim oldu. Kimi büyük uluslar arası firmalarda kimi ise orta ölçekli firmalarda. İş yapma şekilleri şirketin büyüklüğüne göre değişse de, değişmeyen tek şey “patron gerçeği” idi. Ama firmanın başındaki en büyük patron, ama doğrudan raporladığım benden sorumlu olan patron. Patron patrondu!

Eminim hafta başında planladığınız yapılacak iş listenizin, patronun odanıza girmesi, hatta odasına çağırması sonucunda sürekli değişmesinden şikâyetçi olduğunuz durumlar olmuştur. Patronunuzun isteklerinin listeye en tepeden girmesiyle, sizden başka işler bekleyen diğer partilerin öncelik sıralamasında aşağılara düşmesine, ertelemelere mutlaka neden olmuştur. Sonuçta da her şeyi zamanında bitirebilmek için belki de fazla mesaiye kaldınız ya da arkadaşlarınızla buluşmanıza geç kaldınız.

Sıklıkla yaşanan diğer bir durum ise, patronun isteklerini zamanında yapmanıza rağmen, geri dönüşlerinin aynı hızda olmamasıdır. Maili gönderirsiniz, dosyayı teslim edersiniz ve bir yorum alabilmek için beklemeye başlarsınız. Bu sürecin çok uzadığı ve bu uzayan süreç içinde sizin hüsrana uğradığınız da mutlaka olmuştur. Ve kendi kendinize düşünürsünüz; “Madem bu kadar acil değildi o zaman neden istedi? Zaman verseydi daha düzgün yapsaydım, ya da diğer işleri aksatmasaydım. Boşa zaman harcadık.”

Ben madalyonun öbür tarafını ancak patron masasına geçtiğimde anlayabildim. Onu da emin olun hemen anlamadım. Bir süre sonra bu analizi yapabildim.

Bu yaşanan süreçlerin nedeni çok basit: patron zamanı ile çalışan zamanı aynı değildir!

Çalışan çoğu zaman kendisi için verilen haftalık ya da aylık öncelikler ile çalışır. Hedefleri bellidir ve küçük dilimler halinde değerlendirir; günlük, haftalık dilimler. Zaten performans değerlendirmesi yapılabilmesi, işlerin sürdürülebilmesi için de bu şarttır.

Oysa patron hep büyük resim ile uğraşır. Çalışan için büyük olan öncelikler, patronun penceresinde bazı anlar gelir önemsizleşir. Bu önemsiz oldukları anlamına gelmez, sadece o an için önemsizleşebilirler, çünkü belki de çalışanın uzun vadeli çıkarları için patronun o anda çözmesi gereken bambaşka bir sorun vardır. Bu maaşların ödenebilmesi için alınacak kredi işlemlerinden, yeni projelerin sözleşmelerine, çalışanın daha verimli çalışması için alınacak ofis mobilyalarına kadar uzayıp gidebilir. Ama bunların çoğunu patron o an çalışana söyleyemez. Sadece “bakamadım” der, ya da “henüz bir gelişme yok” der.

Uzun lafın kısası, patronunuzla böyle bir durumda kaldığınızda hemen kızmayın. Kendinizi değersiz de hissetmeyin. Sabırlı olun, empati kurmaya çalışın ama en önemlisi siz çalışmaya devam edin.

Patron iseniz, çalışanlarınızı mümkün olduğunca bilgilendirin. Her zaman her şeyi söylemeniz mümkün değil elbet ama onların içini rahatlatacak kadarına gayret gösterin. Az tepki bile hiç tepkiden iyi olabilir bazen.

Reklamlar

2 thoughts on “Patron yine geri dönmedi!

  1. Demet Merhaba,

    Yeni blogunda başarılar 😉

    Yazıları elimden geldiğince takip etmeye çalışacağım. Bu yazıya ilişkin olarak paylaşma istediğim nokta, hem patron hem çalışan olduğunda işin iyice karıştığı. Bir yandan patronun isteklerini karşılamaya çışırken bir yandan da sana bağlı çalışanları idare etmen gerekiyor. Bu durumda zamalamayı denk getirmek mümkün olmuyor…

  2. Orçuncum teşekkürler. ve elbette haklısın, ilk yıllarda hem patron hem çalışan olmak zorundasın. hatta uzun zaman bunun öyle de kalacağını düşünüyorum. ama tam da konu bu… aynı akmıyorlar akamıyorlar… patronun işi zor be dostum! 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s