Home

Günde kaç kere neden diye soruyoruz? Kaçıncı neden sorusunda aldığınız cevap sizi tatmin ediyor? Cevapları ne kadar yargısız bir şekilde değerlendirebiliyorsunuz?

Son günlerde okuduğum iki makale her zamanki gibi yeni bir yazıya ilham kaynağı oldu. Öncelikle Vahap Munyar’ın 30 Aralık 2012 tarihli yazısı, Virtua’yı neden kurduğumuzun en güzel cevabını verdi. Vahap Munyar yazısında Tom Kelley’in “Anketler gerçekleri söylemez” tezini savunmasından ve insan davranışlarını iyi bilmek gerektiğini vurgulamasından bahsediyor. Tom Kelley ürün geliştirmek üzere antropolojiyi kullanan, antropoloji bilimini iş dünyasına taşıyan yöneticilerden biri. İnovasyon için antropologlarla çalışmanın gerekliliğini sıklıkla vurgular kendisi.

Geçen gün de Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen’in yazısında benzer bir nokta gözüme çarptı. Kendisi de oldukça yenilikçi bir bakış açısına sahip, vizyoner yöneticilerden olan Uğur Beyin yazısı da inovasyon hakkında. Yenilikçi olabilmek için gerekli 5 yetkinlikten bahsetmiş; bağlantılar kurarak düşünme, sorgulama, gözlem yapma, kişisel ilişkiler ağı oluşturma ve denemeler. Kendisiyle oldukça keyifli bir proje gerçekleştirmiş olmanın verdiği güvenle itiraf etmek isterim ki Uğur Bey de yazısında bahsettiği vasıfları bizzat taşımakta.

Ancak ben bu vasıflardan ilk üçüne odaklanacağım, çünkü yazının başında sorduğum soruların nedeni de, Virtua’yı kurma motivasyonum da burada gizli.

Tom Kelley’in vurguladığı gibi inovasyon için davranışın altında yatan nedenleri anlayabilmek çok önemli. Bizim de işimiz insan davranışlarını şekillendiren kültürü anlayabilmek. Eğer davranışı şekillendiren nedenleri kavrayabilirseniz, o davranışı nasıl yönetebileceğinizi de saptayabilirsiniz. Ancak bunun için antropoloji ve antropologlar mutlaka işin içinde olmalı. Neden antropolojinin cevabı basit; insan davranışını inceleyen ve onu şekillendiren kültürü anlamaya çalışan bilim dalıdır antropoloji. Bu nedenle bu bilime özellikle de iş dünyasındaki yenilikler için sosyal ve kültürel antropolojiye hakim olmanız gerekmektedir. Antropoloji hakkındaki detayları bir başka yazıya bırakıp antropologlara odaklanacağım.

Neden antropolog sorusunun cevabını birkaç madde ile vermeye çalışayım;

  1. Antropolog meraklıdır, tatmin edilmesi zor bir merakı vardır! Sorgular ve neden sorularının sonu geldiğine ikna oluncaya kadar da neden diye sormaya devam eder. Oysa virtua cocukçevremizdeki pek çok insan aldığı cevaplarla yetinmekte ya da soru sormaktan ve nedenini sorgulamaktan çekinmektedir. Müşterinizden bir talep geldiğinde bile gerçek ihtiyacı tespit edinceye kadar sorgulamaktan vaz geçmemenizi öneririm. Bazen biz bile gerçek nedenleri göremeyecek kadar günlük rutinlere hapsolabiliyoruz.
  2. Antropolog çocuk gibidir! Gözlem yaparken bildiklerini unutur, açık ve önyargısız bir zihinle çalışır. Kalıplaşmış değerlerinin, geleneklerini ve kişisel deneyimlerinin dışına çıkar. Tıpkı bir çocuk gibi her şeyi ilk kez görüyormuş gibi gözlemler ve değerlendirir. Yakın zamanda bir reklam filminde Şener Şen’in küçük oğlanın soruları karşısında şaşırıp kalmasını hatırlayın, pek çok konuyu o kadar düşünmüyoruz bile!
  3. Antropolog yargılamaz! Antropologun görevi gözlemlemek ve gözlemlerini yargılamadan değerlendirmektir. Süreç içindeki zorlukları, ihtiyaçları tespit etmeye çalışır. Empati kurar. Zaten bunu düşünemeyecek kadar eğitimsiz diye yargılamak yerine, bunu bu şekilde düşünmesinin nedeni ne olabilir diye sorar.
  4. Antropolog fark edilmeyeni görür! Günlük hayatımızın bir parçası olarak kanıksadığımız ve sorgulamayı bıraktığımız gerçekleri tespit eder. Tezgahın kapağının kolay açılmaması nedeniyle tezgahtarın geliştirdiği yöntemi görür ve bu eksiğe yönelik ne yapılabileceğini tasarlar.
  5. Antropolog bir bütün içinde değerlendirir! Aslında bu haliyle antropolog karikatürist ve standup sanatçılarına benzer. Ayrıntıları onlar gibi yakalar ama durum komedisi üzerine yoğunlaşmak yerine o detayın bir bütün içinde ne anlam ifade ettiğini anlamaya çalışır.

Aslında bir antropologun özellikleri için daha pek çok şey sıralanabilir ancak iş hayatı için en anlamlı olanı tüm bu faktörleri gözeterek gözlem yapabilme yeteneğidir. Herkes bakar ama herkes fark edemez, gözlem sonucu tespit edemez. Kimsenin yargılarından uzaklaşabilmesi kolay değildir ve belirli bir disiplin ve öğreti gerektirir. Bu nedenle inovasyon için bir antropologun gözlerine gerçekten ihtiyacınız bulunur. Dışarıdan bir gözün, sizin için sizi ayrıntıları gözlemleyebilmesi için. Bir nevi ameliyat masasına yatırmak diyorum ben buna. İçinizi dışınızı anlayabilmek ve bir bütün olarak değerlendirebilmek.

Günlük hayatınızda bunu biraz da olsa deneyebilirsiniz. Çalışmayan veya eksik çalışan bir aleti ya da tam olarak ihtiyacınızı karşılamayan bir objeyi nasıl kullanıyorsunuz? Ona nasıl bir şey ekliyorsunuz? Belki de sizin için çığır açacak bir inovasyon fikrine ulaşırsınız belli mi olur?

* Not: Yavuz Turgul’un filmi Av Mevsimini izleyenler hatırlayacaktır, Cem Yılmaz Antropolog diyemez ve antropopog der. Yazının başlığı o sahneden esinlenmiştir.

Antropolog hakkında biraz daha detay yazılarımızı da etnografika.com da bulabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s